
GelİYORUZ
Trans+
pride
12 yaşında!
Özgürce hayal kurabilmenin kendisini politik bir eylem olarak sahipleniyoruz. Bize “gerçekçi olun” diyenlere karşı, hayal kurmanın gerçeklerin ilk adımı olduğunu hatırlatıyoruz.
Biz translar; patriyarkal kapitalizmin, devletlerin, ırkçı ekonomik ve cinsiyet rejimlerinin dayattığı sınırları söküp atmak için buradayız. 15-21 Haziran arasında gerçekleştirilecek 12. İstanbul Trans Onur Haftası’nın temasını açıklıyoruz: TRANS TAHAYYÜL
Biliyoruz: Her şeyi dönüştürmek mümkündür. Her şey sorgulanabilir. Hiçbir şey ikili değildir. Tahayyüllerimiz de cinsiyetlerimiz de ikiliğe sığmaz..
Görmezden gelinen, düşmanlaştırılan, eğitimin, sağlığın, barınmanın, kentin, ailenin dışına atılan, istihdam edilmeyen biz transların patriyarkal kapitalist sisteme söyleyecek çok lafımız var. Devlet ve erkek şiddetine maruz bırakılanlar olarak; trans mücadelemize, mücadelenin T haline her daim devam ediyoruz.
Mücadelenin T hali; makbul kuralları olmayan, sözünü ve hareketini ahlak uğruna sınırlamayandır. Arzuladığı ortadadır; talep ettiğinin bizlerden çalınanlar olduğunun farkındadır. Ipıslak, yaramaz ve oyunbozan mücadelemiz, her politik hareket açısından bulaşıcıdır.
Bizler kaybettiğimiz arkadaşlarımız ve onların yaslarını tutabilmek için mücadele ederken; bir yandan da gerçekleştiremediğimiz hayallerimizin yasını tutarız. Geçmişi geçiştirmeden, bugünü sayarak, yarından vazgeçmeyerek devam ederiz. Tahayyüllerimizi, bedenleştiren örgütlenme alanlarımızı ve kuracağımız geleceği her gün birlikte inşa ediyoruz.
Biz tahayyül ederiz, gerçek olur. Bizler yalnız kendimizi değil, dünyayı da döndürür, değiştiririz. Geleceğin şekillendiricileriyiz.
BİR “TRANS TAHAYYÜL”
Yaşından bağımsız her trans kendini ve hayatını şekillendirecek. Mücadelemiz hiçbir zaman ölümle veya yaşlanmakla olmadı. Bizim şikayetimiz yaşlanamadan ölmekti. T zaman geldiğinde hepimiz vakitli ölümlerimiz için güvenle ağlayacak; yaslarımızı kendi yöntemlerimizle tutabileceğiz.
Bize ne yaşatırlarsa yaşatsınlar hayallerimizi çalamazlar. Dünyaya imkansız olanı gerçekleştirmek için geldik; bedenin, cinselliğin, mücadelenin ve toplumun T halini her gün yeniden doğuruyoruz. Bedenimizden istemediğimiz embriyoları söküp atarken, trans bedenleri hadım eden devlet politikalarının kökünü kazıyoruz.
Kendi bedenlerimizin kaderini tayin hakkı kendi elimizde. Ne hormon kullanmak ne de beden uyum süreçlerimiz için devletin, ailenin, partnerin iznine tabi olacağız.
BİR “TRANS TAHAYYÜL” DAHA
Halkların haklı mücadelesi saracak dünyanın her bir yanını bir sis gibi, o zaman silikleşecek, kaybolacak sınırlar. Savaş ve barış kelimeleri yalnızca bazı arkadaşlarımızın isimleri olacaklar; nostaljik…
Sizi durmadan red ve fesh etmek lazım! Ücretli ya da ücretsiz emeğimizin sömürüldüğü; kadınların katledildiği; Orta Doğu ve Güney halklarının soykırıma, işgale maruz bırakıldığı, göçmenlerin, lubunyaların, sakatların sistem dışına atıldığı; hayvanların metalaştırıldığı, katledildiği bu ırkçı cinsiyet ve emek rejimini reddediyoruz. Filistin’de, Rojava’da, Suriye’de, İran’da ve dünyanın bir çok yerinde emperyalist devletlerin açtığı savaşlarla binlerce insan katlediliyor, bu sömürgeci düzeni feshediyoruz.
Biz translar, tahayyüle alışığızdır. Kimi zaman kendi bedenimizi, kimi zaman dünyamızı, kimi zaman geleceğimizi tahayyül ederiz. Yıllardır tahayyül ettiklerimizle sokakları, kentleri, kendimizi, toplumu dönüştürdük.
İŞTE BİR “TRANS TAHAYYÜL” DAHA
İnsanların doğa ve hayvanlar üstünde kurduğu tahakküm yok olacak. İnsan yerini bilecek. İnsana yeri öğretilecek. Yerimizi öğreneceğiz.
Tahayyül ediyoruz: kutsal diye dayatılan ailenin olmadığı, erişilebilir temiz su ve gıdanın olduğu,
trans çocukların yok sayılmadığı, kadınların, orospuların, travestilerin katledilmediği bir yaşam.
Kadın Kapısı, Voltrans, Kapsama Alanı, Amargi, Aligül, 1987 Açlık Grevi, Ülker Sokak Direnişi, ilk Trans Onur Yürüyüşü’nü gerçekleştiren translar, GaniMet – yıllardır mücadelemizde çeşitli kapılardan geçtik, tahayyüllere vardık. Eşikler tasarladık, üzerlerinden atladık.
VE BİR “TRANS TAHAYYÜL” DAHA
T zaman geldiğinde, tüm hapishaneler çoktan yıkılmış olacak. Biz translar, kelepçesiz hayallerin peşinden gidenleriz. Zindanlar kelepçeler akıllarımızdaki tutsaklıklar bile yok olmuş olacak. Boşluk ve kaosun huzurunda uçuşacağız etrafta; poyraz olup eseceğiz, yine yeniden.
Aynaya bakar, başka bir beden görürüz. Bazen iç sesimizin tonu farklıdır. Bedenin ve cinselliğin trans tahayyülü; cinsiyet rejiminin kendini maddileştirdiği bedene sığmaz, patriyarkanın doğasına/kültürüne/biyolojisine aykırıdır; özel/kamusal ayrımı yoktur, konuşulmayanın nevrozunu yaşayacağına hodri meydan der; dili ve bedeni travestidir, arzuları tatmin olmaz, daha fazlasını ister.
Bizden çalınan hayatları geri alırken, bu dünyayı yeniden yazıyoruz. Kendi hikayemizi, bedenimizi şekillendirirken, bu dünyayı yeniden yazıyoruz. Biz zaten oldum olası buralardayız, çokuz ve tahayyülden dönmeyiz. Kudretliyiz, transız.
Tahayyülleri çoğaltmaya,
hayal kurmayı hatırlatmaya,
Tahayyülleri geleceğe,
hayalleri gerçeğe,
GELİYORUZ!
15-21 Haziran arasında gerçekleşecek 12. İstanbul Trans Onur Haftası’nda ve 12. İstanbul Trans Onur Yürüyüşü’nde kavuşmak üzere aşkım.
#TransTahayyül #Tzaman
#TransPride
12. Trans+ Onur Haftası’nı birlikte örmeye devam ediyoruz.
Transların öncülüğünde, birlikte örgütlendiğimiz, hatırladığımız ve direndiğimiz kolektif bir alan kuruyor; bu yılki Trans+ Onur Haftası’nı adım adım birlikte örüyoruz. Gönüllümüz olmak ister misin?
Haziranda Görüşürüz!
Bize sosyal medya hesaplarımızdan ya da e-posta adresimiz üzerinden ulaşabilirsiniz:
